basak's profile.:bsk:.PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
.:bsk:.gerçek degildiler.. birer umuttular.. June 07 Sarhoş Balık İle Topal Martıgel yollara düşelim, sırtında yeditepenin ardına takılıverip bir tekir kedinin gel dillere düşelim fincana,fala çıkalım camdan cama bakarak, bir oyun kuralım çık denizin,çık yüzüne buluşalım orda senle sen zaten sarhoş bir balık bir topal martı ben de... in denizin,in yüzüne buluşalım orda senle sen zaten topal bir martı sarhoş bir balık ben de.. gel,dalgaya düşelim sandalda rakı içelim bir kötü arkadaş edinip peşinde uçalım gel,çocuklara soralım gel masalları gezelim en güzel denizi bulup suyunda yüzelim... gel denizin,gel yüzüne buluşalım orda senle biz yorgun bir kentin aşık yüzleriyiz senle... gel denizin gel yüzüne, buluşalım orda senle... January 04 agla sevdamagla sevdam, agla
haykosöylesinbendinlymm. December 17 AşkÖnce kuş olduk Uçtuk semaya Sonra vurulduk Düştük sevdaya Yandık ateşten Korlar misali Öyle derindi Vardık mihraba Aşkı ilahi Saydık cihanda Özden buluştuk Fani mekanda Ayrılsa yollar Güller savrulsa Susmazki aşka Aşık gönüller November 20 arnavut kaldırımıbiten sevgilerin ardından ağlayamam ben böyle yas tutamam her sözde her gözde şefkat aramam kırıyor kalbimi sonunda nasıl olsa giden aşklarımın ardından ağlayamam ben böyle yas tutamam her sözde her gözde şefkat aramam kırıyor kalbimi sonunda nasıl olsa dün seni gördüm rüyamda arnavut kaldırımlı boş sokakta ah bir dili olsa da bir konuşsa anlatırdı masumca seni bana öpsem bebek gözlerinden çok ağlatırlar sarsam seni kollarımdan bir gün alırlar sevsem seni doyasıya yıpratırlar bir sürü kuru gürültü parçalar sevgimizi ey kader böyle mi olmalı solmalı sevgililer giden aşklarımın ardından ağlayamam ben böyle yas tutamam her sözde her gözde şefkat aramam kırıyor kalbimi sonunda nasıl olsa dün seni gördüm rüyamda arnavut kaldırımlı boş sokakta ah bir dili olsa da bir konuşsa anlatırdı masumca seni bana November 10 10 KasımBugün 10 Kasım olunca, aklıma küçükken geçirdiğim 10 Kasımlar geldi, okulda gidip saygı duruşunda dururduk törenler falan olurdu, şiirler okunurdu.. şimdi sınavlar vizeler diye sabahlamaktan 9’u 5 geçelere uykumda giriyorum.. Küçükken daha az şeyin bilincinde olduğumuz için mi daha az sorumluluğumuz oldugu için mi bilmiyorum ben çok önemserdim böyle günleri. Hatta 10 Kasımın ne oldugunun bilincinde oldugum ilk gün, ilk 10 Kasım’ı biraz hatırlıyorumJ September 16 filmFiLm filmimin sonu bir hüsran terketti beni esas oğlan ! birbirimize kavuştuk derken.. yardımcı kadın oyuncu nerden çıktı nerdenn ?? filmimin sonu bir hüsran terketti beni esas oğlan yarım kalan birşeyler var bu işte bir yanlışlık var sette kaldı bütün mutluu anılar.. son sahnede o ikisi.. repliğim ağlama sesiiii.. bu rol bana göremiydi?? bu film benim filmim burda esas kız benim! senaryoda bile yokken bu süslü şıllıkda kim! filmimin sonu bir hüsran terketti beni esas oğlann birbirimize kavuştuk derken yardımcı kadın oyuncu nerden çıktı nerdenn... nerdennnnn?..
August 13 yekteran baymedirmerhaba, adım yekteran baymedir. az rastlanan bir isme sahibim. anlamı, "baharla birlikte denize düşen ilk yekteran" demektir. dedem koymuş... ezanla kulağıma fısıldadıktan sonra infilak ettiğini söylerler. bu benim dükkanım ali. ali sayesinde geçinip gidiyorum. ali'yle geçirdiğim zamanın dışında genelde nusret'le takılırım. nusret benim evim. nusret oldukça pimpirikli ve evhamlı bir tiptir. balkonum burak'la onu çekiştirmeye bayılırız. yani irfan'a bayılırız. irfan, balkon burak'la nusret'i çekiştirmemize verdiğimiz bir isimdir. sanırım aklınız karıştı. yani osman oldu. osman olduğu zaman yapılacak tek şey vardır. samet... ama samet için de şartlar her zaman uygun olmayabilir. zaten uygun olsaydı kenan olmaz mıydı? hah hah hah hah... ilahi... oniki yıl önce kafayı yediğimden beri hiç bu kadar gülmemiştim. güldüysem de hatırlamıyorum. ayrıca hatırlayanı da zikiyim hatırlamayanı da... orhan'la sekiz yıl önce tanıştım. vecdi bana fikri'ydi. ben de sertaç deyip akın'a gittim. (yalnızlıkla sekiz yıl önce tanıştım. insanlar bana tuhaf tuhaf bakmaya başlamışlardı. ben de amaan boşver deyip bir iki kere osurdum...) peeki peeki sizin anlayacağınız dilden konuşalım. iyi akşamlar, nasılsınız? teşekkür ederim ben de iyiyim. ah hah hah gerçekten mi söylüyorsunuz? alemsiniz... eeh, bu da hiç eğlenceli değil... aa bi dakka... eğlenceli lan galiba... du bakiyim. hohohahoh... eğlenceliymiş lan. boş zamanlarımda sinemaseverleri döverim. çünkü çok severler sinemayı. kimse beni o kadar sevmedi... bazen dünyaya timbör tın, bir akina temizhawa, bir firensiz zort hoppala hey olarak gelseymişim ne güzel olurmuş diyorum. babam mali müşavirdi, annemse ev kadını. sonra annem mali müşavir oldu, babam şöför. ben doğduktan sonra babam işi bıraktı, annem ağaca çıktı. ağacı teyzem kesti, teyzem suya düştü. suyu inek içti, annem dağa kaçtı. şaşkınlıktan hepimizin çanak çömleğinin patladığını hatırlıyorum. bunlar benim ellerim seha'yla süha. tamam lan anladık sıkıldınız bu muhabbetten. ama küçük bi anekdort anlatmadan geçemeyeceğim. bigün şey oldu. hehe... öyle acayipti ki... bunlar geldi... hehe... vay efendim şöyle böyle... ulan dedim.. ne alakası var... s.kiyim resmen unutmuşuz olayı. aa doğru ya, iki önce bakkalın orda unutmuştum ben bu olayı... kısmet. iki kere evlendim... bu evliliklerimden iki tane karım oldu. ikisi de kız. isimleri vildan'la burcu. boşandıktan sonra anneleri onları görmeme izin vermedi. ben de okey dedim. çat pat ingilizce, nay nay almanca bilirim. derdimi anlatacak kadar italyanca, sevincimi paylaşacak kadar ispanyolca bilirim. bu aralar japonca'yı söküp, farsça'ya takmak için uğraşıyorum. babamdan kalma küçük bir arsam var. kusura bakmayın zikretmeden geçemeyeceğim, adı oykun... geçen sene oykun'u almak isteyen biri çıktı. aklımı kaçırdığımı duymuş olacak ki, çok düşük bir para önererek beni kandırmaya çalıştı. elbette ben yemedim... hemen teklif ettiği paraya oykun'u sattım... niye böyle oluyo yaa... oykun'dan kazandığım parayla numan adında nefis bir eşofman takım aldım. çok eskiyince kapıcının oğluna verdim. o da beni tartakladı. geceleri uyumadan hep aynı şey için dua ederim... allahım, sen koen kardeşlerden en az birinin belasını ver. _yiğit özgür_ July 16 9bin 999bin ??! :)G: yaa yeter susun artıkk, yeteeer!
Be: bitmedi mi hala bunların saraplarıı?!.? Ö: ehuehehue.. Ba: biz sarhos değilizz ki, ben simdi herseyi bilincli yapıyorum, yarın hepsini hatırlicam görürsünüz!.. İ: hahau cok komik görünüyolar :) Ba: asıl komikk olan sizsinizz! ö: bizim bilincimiz yerinde ama fiziksel fonskiyonlarımıss yerinde diil.. Ba:hahaha o ne yaa?.. fonnsksnıiiyonn..?! Ö: fi-zik-sell fonnkksiiyonn! ehii:) Be: ya kadehleri vantilatörün önüne koyun da daha cabuk buharlassın bari... Ba: sen birazz salaksın galibaa?JJ bu soğuk üflüyoo nası cabuk buharlassın bunun önunde Be: asıl salak sensin galibaa buharlasma her sıcaklıkta olur!.. Ba: ııhıh eveet.. qq JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
Ö: msn*e girceeeem!.. Ö: dülüdp
JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
A: alın size kahve likörü getirdikk!. B: ayılmadı kiii... <:o) hehuehue
B: ya meyvalı sarap bulamadık yaa.. JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
Ö: hihiihikiihi..JJJ JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
Ö: benim annannemin yazlığının ordan venüs görünüyo sen biliyo musuun?
JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
A: sizin kafa kaç oldu simdi? Be: bak 999bin 900 yok bi dakka Ö: 9bin 999bin olcak. Eveet doğru buldukk!.. dur yaaa Ö: hiiii... ay basım dondu:s yaa sarhos etme bizii, benii! A: ben mi ettim beee, ısık insanı sarhos mu ediyoo Ba: hihuhuhih Ba: ne konudaa? A: hayır zekisin iştee, 1milyondan 1000i çıkarttığın zaman işte affereem.. Be: naber len ayık insann? Ba: ben onu biliyorum Ö: yaa altı sıfırı attık tamam mı.. 1 lira oldu tamam mı A: 1liradan 1000çıkarıyon o zaman eksi değeer Ö: Altı sıfır atıığımıza göre 0,001 olması lazım Ba: paranın değil kafanın 1 milyon olması lazım.. bunları sarhoş edip eğlenelim Be: tamam onlardan da atıldı altı sıfır.. kafan 1 şu anda Ö: hayır 1milyon olmadı ki kafa daha 1000
JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ
B: kızııım benim daha uykum gelmedi kii!?.
--03:03—(1 yeni mesaj ozgeslayer)
--@ada-- July 13 MEKTUPRüyalarım beni yalancı çıkarmazsa bu yaz, olmadı bir dahaki sonbahar yanında olurum. Hiç konuşmam, sadece elimle yanağını okşarım. Okşarım ve çekip giderim istersen. Gecedir büyük olasılıkla. Gökyüzünde bir tek yıldız bile yoktur. Hafif bir rüzgar esiyordur ve uzaklarda bir iki minik ışık yanıp yanıp sönüyordur. Nedenini bilmiyorum; uzaklardaki ışıklar yanıp yanıp sönerler. Göz yanılgısı mıdır bu, fizik kuralı mıdır, yoksa özellikle mi öyle görürüz? Yani bilinçaltımız yanıp yanıp sönmesini mi uygun bulmuştur ışıkların, bilemem. Ama bildiğim bir şey var; eğer rüyalarım beni yalancı çıkarmıyorsa geleceğim. Çünkü insanda alışkanlık yaratan hiçbir şey gerçek değildir ve hiçbir aşk yarım kalmaz. Kalamaz. Ölmeden önce, en geç ölmeden birkaç dakika önce tamamlanır. Ütopyalarsa gerçektir. Biz gerçeğin neresinden tutacağımızı bilemeyiz sadece. Bu ütopyanın değil, bizim suçumuzdur. Suç değilde hata diyelim. Çünkü herkes hata yapabilir, masum bir şeydir hata. Suç ise herkese göre değildir. Her babayiğidin harcı değildir yani. Mesela erkek,hayatının bir döneminde,en azından bir kadın öldürmüştür.Suç mudur bu?Suçsa,bu kadar doğal ve tekdüze bir suç, bu kadar pervasızca, umursamazca nasıl işlenir? Ölen,bir ölü biçiminde devam eder yaşamaya. Öldüren suçluluk duygusundan değil, kendi hayatının daralan yerlerinden başlar sıkılmaya.Çünkü her öldürme eylemi, hayatın bir yerini daraltır. Kimisi öyle daraltır ki, öldüren sıkışır kalır orada, ölmekten beter olur! Ölenle ölünmez, evet! Ama öldürenle ölünür. Kadınlar kendinden bir önceki kadını öldüren erkekleri sever. Her kadın acıya meyillidir. Acıyı çekmek için değil ama! Çünkü acı, çekilen ve çektirilen bir şey değildir ki. Çoğaltılan, yayılan, kazınan, kızıştıran, zevk verdirten, delirten, yırtan, yakan bir şeydir aynı zamanda. Acıyla şaka olmaz. Acıyı yakından tanıyan herkes, hele de ömrünün bir döneminde, en azından bir kadını öldürmeyi becerebilmişse, yazın, olmadı sonbaharda çıkabilir karşınıza. Sabah kalkınca, rüyalarım beni yanıltmadıysa eğer yolculuğa hazırlanacağım. Daha fazla gecikmemek gerek, çünkü yaz başladı galiba. Hayat geç kalmayı kaldırmaz. Tamam geç kalabilirsin de bir yere kadar... hayatın da bir tahammül sınırı, bir kaldırma kuvveti, bir kırışıklık düzeni vardır. Zorlamaya gelmez. Hayatı fazla zorlamak ve zora sokmamak gerek... July 01 Murathan MUNGANKİM GÖLGESİNDEN KAÇABİLİR Kİ?
Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü kendilerini tekrar, tekrar hatırlatmalarıdır. Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir. Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep ama hep hatırlarız. Ne biçim kaybetmektir bu? Kim gölgesinden kaçabilir ki? Bazen duygularımız bizden erken yaşlanır ve bizden hayatın geri kalanını alır. Hayatın, kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu... Durup, durup ardına bakan kadınlar vardır. Geçmişi düşünmekten şimdiyi yaşayamazlar. Her şeyi didikleyip duran mazisinin gölgesinden, anılarının yükünden bir türlü kurtulamayan gözleri ufuk yorgunu kadınlar. Güçlü, köklü bir biçimde yeni arkadaş edinecek yaşları geride bıraktıysan eğer, hasar görmüş eski arkadaşlıkları onaracak çağı da geride bırakmış oluyorsun. Zaman ilerledikçe birçok şey, daha zor olmaya baslar. Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu oluyor. Büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor, geçip gittiğiyle kalıyor. Zaman, aşk...... her şey! Ayrılıkları ayrıntılar acıtır. June 10 1945gel asırlardan uzan da tut
ellerimi sımsıcak yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar ----- ve ümitleri çiçeklerden acıları tarihlerden senin gibi, benim gibi onlar da hep insandılar ve sevgiye inandılar ve saygıya inandılar senin gibi, benim gibi ----- onlar biraz terkedilmiş biraz küskün çocuktular sanki biraz incitilmiş sanki yetersiz sevilmiş sanki utandılar kavgadan ve sustular ----- öp incilenen gözyaşları kurusun inançlarında sene bin dokuz yüz kırk beş onlar da hep insandılar ve sevgiye inandılar ve saygıya inandılar senin gibi, benim gibi ----- asırlardan uzan da tut ellerimi sımsıcak yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar ----- ve asırlardan uzan da tut ellerimi sımsıcak yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar ------------------------------------------ June 04 Şaşıp KalmakSevebilirim, hem de nasıl, dile benden ne dilersen, canımı, gözlerimi Kızabilirim, ağzım köpürmez, ama devenin öfkesi haltetmiş benimkinin yanında, devenin öfkesi, kinciliği değil. Anlayabilirim çoğu kere burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık. May 27 Bana özelbu şehirde bir kadın var adı bana özel bana özel bana özel elleri var küçücük yüzüyse çiçeklerinden güzel kimse bilmez benden başka bir kalbi var kocaman ama bana özel bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer göremezler göremezler izin vermese asla üzemezler çözemezler onun bir düşü var ki asla asla bilemezler onu neden sevemezler bilemezler hiç hiç sevemezler ahh ahh bazen bakar gözyüzüne bulutları izler kuş olup ucmak kanat cırpmak o bulutları gecmek ister yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister göremezler göremezler kalbindeki elmasa erişemezler çözemezler çözemezler onun bir düşü var ki asla asla bilemezler onu nasıl sevemezler bilemezler hiç hiç sevemezler göremezler göremezler kalbindeki elmasa erişemezler çözemezler çözemezler onun bir düşü var ki asla bilemezler onu nasıl sevemezler bilemezler hiç hiç sevemezleeer. oooo şimdi o kanatlarını rüzgara acmış dur diyemezler yıldızların arasında o kadar parlak ki secemezler başka sularda o başka rüzgarlar arıyor başka yollara yürüyor başka May 10 ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİRÖzlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğin Özlem, gidip görememendir; ama gidip görmek istemen Özlediğin, gidip görmek istediğin- ama gidip göremediğin Özlem, gidip görmek istemen- ama, gidememen, görememen; gene de, istemen.. April 21 ylnz
yalnızım...yalnızsın...yalnız.. yalnızlık yapıştımı yakana, ismin her halinde karşında... hadi git diyebiliyorsan git de biz de kurtulalım.. April 17 Düz Mantık:)TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP KAZANIR, VE KENDISINE BIR KITAP
HEDIYE EDILIR. KITABIN ADI DA DÜZ MANTIK' TIR. TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR; -Bu kitapta ne yaziyo?
-okuyunca ogrenirsin... -ben onunla ugrasamam, anlat bakiim sen bana. -ok bak simdi; senin evinde akvaryum var mi mesela? -evet var... -o zaman icinde su da vardir? -evet var... -içinde su varsa balik da vardir.... -evet var... -balik varsa hayvanlari da seviyosundur sen? -evet.... -hayvanlari seviyosan insanlari da seversin heralde? -evet... -o zaman senin sevgilin de vardir? -evet var. -yasli gorunuyorsun o zaman senin karin vardir? -evet var. -e karin olduguna gore de, homoseksuel diilsindir? -evet. -bak gordun mu?... Temel cok etkilenir! kitabi alir koltugunun altina eve dogru giderken Dursun'u gorur... Dursun sorar; -Temel o ne? -duz mantik kitabi! -nasi bisey bu anlat bakiim... -bak simdi; sizin evde akvaryum var mi? -yook! -o zaman sen ibnesin.... April 16 Teşekkürler :)Bu zamana kadar bana zincir e-posta gonderen tum dost ve arkadaslarima tesekkuru bir borc bilirim;
Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanildigini ögrendigim kolayi icemez oldum. Aids virüsü tasiyan igneler kicima batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum. Deodorantlar kanser yapiyor diye sayelerinde artik bir domuz gibi kokmaya basladim. Telefon hattimi kullanip bana borc takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum. Icinden fare ya da fare zehiri cikar diye hiçbir kutu icecegi icmiyorum. Cok sevdigim ickime ilac koyup beni uyuturlar,organlarimi calarlar ve buz dolu bir kuvetin içinde uyanirim diye bana yaklasanlari da tersliyorum. Neyim var neyim yoksa satip, hastanede yatan ve buyuk ihtimalle olmek uzere olan cocuklara yatirmayi dusunuyorum.
Mail listesine katilirsam alacagim soylenen para, bilgisayar,cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden disari çikamaz oldum. Tuz Golu'ne Konya'nin katkilarindan dolayi yemeklerim tuzsuz tatsiz. Msn parali olacak;Adam yeserecek mi,sararacak mi beklemekten de gina geldi. Excel hala ne zaman emekli olacagimizi da bildirmedi. Bir maili forward etmedim,basima ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sagligimi da kaybettim.
Multiplskleroz olunuyormus diye diyet urunleri dusmanima bile tavsiye etmiyorum.
Yerli mali kullanacagim derken marketlerde barkodu 869 ile baslayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozuldugunu farkettim. Sevgili dost ve arkadaşlarimdan gelen; 'lutfen okuyunuz' , 'çokonemli' , 'aman viruse dikkat' , 'bilmemkim para dagitiyor' , 'en az bes kisiye yolla' , 'inanmadim ama dogruymus' , 'kisiligini >>test et' , 'tikla para yolla, tikla yardim et' , 'bilmemkim seni gözetliyor' , 'bilmemkime mail at,haddini bildir' , 'onu yeme bunu ye' seklinde baslayan kerameti kendinden menkul, nev'i sahsina münhasir bu mailler sayesinde hep beraber "kafayi cizme"ye ne kadar yakin oldugumuzu da idrak etmis oldum. April 12 "şıpsevdi mi?şıpaşk mı?:bsk ve özge tartışıyor:Bsk diokiiiii; Merabbaa, şimci sizlerle şıpsevdiyi konuşmak istiyorumJ yıllardır sarı-turuncu rengini zevkle çiğnediğim sakız... tadı kandıran, yazıları saçma olan sakız.. adı da bi garip, dışı *şıpsevdi* içi ‘aşk... ......dır!’ yalan kardeşim! Bi kere şıp die sevilmez, ben görmedim şıp diye seveni, sevgi zaman ister, paylaşım ister.. onun adı şıpaşk olmalı, katılmıyorum şıpsevdi ismine,, hem sen dışına sevgi yazıp, içine nasıl aşk*ın binbir türlü saçma tanımını yaparsın.. o tanımların hiç birine gerek yok.. aşk ütü yapmak, onu bunu göze almak değil.. ona göre aşk yaşarsan, adım attığında sevinirsin salak gibi.. ama şöle de bişi var şıp olmasıyla ilgili, sakızı ağzına attığın andan itibaren 30-45 sn arasında tadı kaybolur, şıpp diye gider tadı! Kısmen doğru bi isim sanırımJ ayrıca ilk çiğnemeye başladığımız anda, taş gibi olmasının nedeni nedir, sakız dediğin önce tadına varmak için işkence çekmek, sonra sevinmek, sonra sıkılmak mıdır? O zaman şıpsevdi gerçekten aşk mıdır.. evet evet aşk gibi bişiidir...ya yutarsın ya da atarsın... yani, aşk insan sağlığı açısından çok iyi değil, yer yer heyecan katıp sevindirebilir sonra ya kabullenip yutarsın, içine atarsın ya da çöpe atarsın.. ama ben aşkı anlatan sakız yapsam, içine ‘aşk.... ... boku yemektir’ yazarım, budur abi aşk! Kısa, öz.. bilmeyenlere yeterli bilgi, fazlasına gerek yok,, zaten fazlası sevgi olur.. sevgi de sakız kağıtlarına sığacak bişi diildir.. ben görmedim daha sevgiyi tanımlayan sakız.. varsa güzel sloganı olan sevginin tanımını yapan, buyrun tartışalım.. yannıııız sevgi için aşk gereklidir dienler var aramızdaaJ özgeee! Neymişş? aşkk, yüreğimizin pır pır pır etmesiymiş.. sevgi için bunları yaşamak lazım, o zaman sevginin başlangıcı aşk,, o zaman sakız çiğnemeye de şıpsevdiden mi başlamak lazımmış? Sonra aşk şıp die gider, sevgi ağır abidir! Yavaş yavaşş geliir... gitmez ya da söküp atılır...
özge diokii; şimdi başakcım valla önce bunlar derin konular demek istiyorumJ ama güzel bir başlangıç yapılmış konuya birkaç söz söylemek gerekir şahsım adınaJbende sarı turuncu şıpsevdiyi seviyorum öncelikle.atıyorum ağzıma önce sert “hoop noluyoruzz” oluyosun.çünkü beklemiyorsun ondan böyle bir şeyi..sonraa ağzında yumuşamaya başlıyor.aynı aşkk!! işte bu kızım neyi inkar ediyorsun? Aşkta da önce “hoop noluo bana” diyerek başlıoo sonra böyle onu görünce,konuşunca vs. böyle bi insana yumuşama geliyor. Böyle bi mutlu böylee bii saçma bi insan oluyorsun. Güneş ne güzel doğuyor,amanın o çiçek nası güzel açmış..oyy papatya falları…..ama tabii aşk buu şıpsevdi gibi..çiğnedikçe ağzında eriyor ve sonunda yok olup gidiyor.ama adı üserinde :ŞIPSEVDİ…ama sonra tadı damağında kalıyosa eğerr bu damakta kalan tatta sevgi oluyor be!ve değen biriyse sonsuza kadar sürüyor..AŞK die bişi var!dünya bunu üzerine kurulu..kadınlar neden güzelleşmeye çalışıyor?erkekler neden başarı kazanmak istiyor?cevabı belli:BEĞENİLMEK..her şeyimizz buna bağlı..dünyaa var olduğundan beri..aşk bi başlangıç hayatımızda sevgiye giden yolda sadece bi adım ..ama bis öyle bi abartmışız kii aşk aşk diye tutturmuşuz ki sevgiyi unutuyor muyuz ne?o yüsden sevgi adına bi sakız yada başka bişi yok!!
Siz de şıpsevdi, aşk, sakız, sevgi teorilerinizi söleyin.. beyin fırtınası yapalımm. April 01 SNOWcome to decide that the things that i tried were in my life just to get high on when i sit alone come get a little lone but i need more than myself this time step from the road to the sea to the sky and i do believe that we rely on when i lay it on come get the play it on all my life to sacrifice hey oh listen what i say oh i got your hey oh now listen what i say oh when will i know that i really can go to the well one small town to decide on when its killing me, when will i really see all that i need to look inside come to believe that i better not leave before i get my chance to ride when its killing me, what do i really need all that i need to look inside hey oh listen what i say oh come back and hey oh look at what i say oh the more i see the less i know the more i'd like to let it go hey oh whoa oh whoa people need the cover of another perfect wonder where its all white as snow privately divided by a work so undecided and theres no where to go in between the cover of another perfect wonder and its all white as snow running through the field where all my tracks will be concealed and theres no where to go when to descend to a man for a friend all the channels that are broken down now you bring it up, im gonna ring it up just to hear you sing it out step from the road to the sea to the sky and i do believe what we rely on when i lay it on come get the play it on all my life to sacrifice hey oh listen what i say oh i got your hey oh listen what i say oh the more i see the less i know the more i'd like to let it go hey oh whoa oh whoa people need the cover of another perfect wonder where its all white as snow privately divided by a work so undecided and theres no where go in between the cover of another perfect wonder where its all white as snow running through the field where all my tracks will be concealed and theres no where to go i said hey hey yeah aw yeah tell my love now hey hey yeah aw yeah people need the cover of another perfect wonder where its all white as snow privately divided by a work of undecided and theres no where go deep beneath the cover of another perfect wonder where its all white as snow running through the field where all my tracks will be concealed and theres no where to go i said hey aw yeah aw yeah tell my love now hey hey yeah March 18 Kendine iyi bak derler ve giderler..."Kendine iyi bak" bir veda değil elveda cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde... "Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum. Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine İyi Bak" gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar. Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar. Kendine iyi bak derler ve giderler... Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler... Kendine iyi bak derler ve giderler... March 11 TAHİRLE ZÜHRE MESELESİTahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
March 03 18 oldu bu kıızSelamlaar!..
Yine yazasım geldiii:) Doğum günü fotoğraflarımı ekledim, yine döndüm o güne.. Duymayan kalmadı reşit oldum:) Üzülün artık dalga geçemiceksiniz hehehehe:)
Süperdi, harikaydı, en mutlu doğum günlerimden biriydi, ilk kez yapılan planları çakmadım, süperdinz hehehueh:D
Unutmuş numaralarına yatıp sonradan pastayla çıkanlar, toplantıyı basanlar, size söylüyorummm... Ne kadar anlatabildim duygularımı bilmiyorum ama çok sevindim, çok mutlu oldum.. Yemek bile yiyemedim
Ailem.. Benim doğum günümde ilk kez bir araya geldik, herkesin o an orda benim için bulunması:)))) Çok süperdi her şey, pasta süperdiiii
Anlatamıyorum mutlu olduğumu ama yüzümden, gözümden anlamışsınızdır umarım.. Hepinizi seviyorum.. Kardeşim sen ayrısın, seni daha ayrı seviyorum:)
Arkadaşlarııııım... Sizlere de çok teşekkür ederim, şaş oldum bazılarınızın hatırlamasına.. Sevindim, güldüm, mutlu ettiniz beni.. Tıpkı bir mvö konseri sonrasındaki gibi
Turuncuu olaan,, sen delisin, çok şaşırdım, çok sevindim.. Neyse uzatmayalım:) sevindiğimi söylemek istedim, hepinize çok teşekkür ederim.. Önemlisiniz, önemsiyorum, seviyorum sizi..
Mutlu kalın!.. Güzel yaşlanın:)) February 25 KIZ ÇOCUĞUKapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler. [1956] February 10 SENİ DÜŞÜNMEKSeni düşünmek güzel şey, ümitli şey, February 04 Suphi*lilere 11-E yeee:)Hepinize merhabaaJ İlk defa kendim yazı yazıyorum space*e, normalde duygu ve düşüncelerimi yazıya döken biri değilim ama bugunümü paylaşmak istiyorum.. Öncelikle bugün birlikte vakit geçirdiğim tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum, sizinle yine birlikte bişeyler yapabilmek çok güzeldi benim için. Bahsettiğim kişiler benim liseden arkadaşlarım, bilmeyenlere açıklamasını da yapalımJ lise bittiğinden beri bu 2. büyük buluşmamız, iyi ki de buluşmuşuz.. Sizlerle vakit geçirmek benim için sadece dışarı çıkıp eğlenmek değil, insanların bazı değerleri vardır bunları yitirmemek gerekir ve ben sizinle görüştüğümde bunları tadıyorum, sizi kaybetmeyişimin güzelliği, geçmişten geleceğimize bir şeyleri sürdürebilmemizin mutluğunu yaşıyorum.. Arkadaşlığımızı devam ettirebilmemiz çok çok güzel, hele bir de böyle 15 kişi birden toplanınca tam süper oluyorJ Birlikte bir şeyler yapıyorken yüzünüze baktığımda gördüğüm gülümsemeler benim gözümün önüne geldikçe inanın çok çok mutlu oluyorum.. İçimizden geldiği gibi davranıp rezil oluşlarımız, birbirimizle olan yarışlarımız, dalga geçişlerimiz, laf atışlarımız, lise anılarımızı hatırlayıp koptuğumuz anlar, hocaları çekiştirmemizz:p hepsi bizim için çok güzel anılar oldu bugun.. Ve umarım bu anıların yarını da olur.. Bu kadar kalabalık olup birbirimize karşı içten ve rahat oluşumuz herkesin yapabildiği bir şey değil bence, sizi bilmem ama ben çok mutluluk duyuyorum bunlardan.. Buluşmalardan ne kadar memnun kaldığınızı veya bunların sizin için ne kadar önemli olduğunu bilmiyorum ama gelmiş olmanız yeter bence veya bi daha buluşalım demeniz güzel bi cevaptır benim için:) Anılarımız fotoğraflarla da kalıcı olsun diye sürekli fotoğraf çektik bugun, fotoğrafları space*e aktarmadan önce bunları söylemek istedimmm.. Ben hepimizi bir araya toplamaya çalışırken yardımcı olan arkadaşlarıma, sizleri aradığımda tabi ki gelirim diyenlere, buluşmaya geç gelenlere, bekleyip üşüyenlere, bizi ekenlere ve ekmeyenlere, bir de beni akşam eve bırakan beylere yanii hepinize tek tek teşekkür ederim:) hepinizi çok seviyorum Hepiniz ayrısınız, özelsiniz benim için.. |
|
|||
|
|